İntihar Psikolojisi ve Psikologun Duruşu

Bazen her şeyini kaybettiğinde,
Terkedildiğinde,
Bazen kendini çok değersiz ve işe yaramaz hissettiğinde,
Her şey üstüne üstüne geldiğinde,
Güven duyduğu insanlardan yaşanmayacak şeyler yaşadığında,
Çaresizlik ve ümitsizliğin zirvesinde,
Niye yaşıyorum ki diye düşünür insan…
Hedefler amaçlar yoktur artık… Aldığı her nefes boştur. Bazen aklını ciddi manada yitirir bazen de her anını hissede hissede gitmek ister…
İş olup bittiğinde eğer intihar gerçekleşmişse arkasında sayısız acı, tarifsiz hisler bırakır geride bıraktıklarına…
Daha dün konuşmuş selamlaşmıştık, nasıl yapar bunu, nesi vardı ki, hasta mıydı, Allah’ım neden o an yanında değildim, ne olurdu zaman geriye sarılsaydı ve ben onu hiç bırakmasaydım…
Sorular ve muhasebeler bitmez uzun süre…
Peki, biz psikoterapistler intihar düşüncesini açıklayan danışanlarımıza nasıl müdahale edebileceğimizi biliyor muyuz?
Kitaplara bakarsan der ki yasal olarak polise ve ailesine bildirmelisin. İyi ama bildirirsem bir daha bana nasıl güvenip gelecek? Bildirsem de bir ara yolunu bulup intihar edemez mi? Bildirmesem ben de suçluyum, gel de çık işin içinden… Kliniğe yatmalısın dersin, oldu gülüm daha iyi tavsiyen yok mu olur!
Öyle iki ucu kötü değnek ki psikolog için hem danışanı terapide tutabilmek hem de hayati varlığını devam ettirebilmek…
Ne yapmalı?
Şahsi tecrübeme dayanarak bugüne kadar uyguladığım yöntem intiharı imajinasyon (hayali) yöntemiyle tamamen yaşatmaktır. Çünkü Gestalt Teorisine göre tamamlanmamış her iş kişide stres yaratır, onu tamamlamak gerekir. Örneğin bir tatil programı yaptınız ama o gün ülke karıştı darbe girişimi oldu. O tatile gidemediğiniz için başkaları 100 tepki gösteriyorsa siz 200 tepki gösterirsiniz. Çünkü beyin bir işi tamamlayamadı.
İmajinasyon yöntemiyle intihar safhalarını teker teker sorarak yaşatmaya çalışırım. Örnek bir seans özetle şöyle geçmiştir danışanımla aramda;
– Şimdi intihar edeceksin, ne şekilde yaparsın?
– İple asarım kendimi
– Giderken bi mesaj bırakır mısın? Ne yazarsın mesajında?
– Aileme yazarım, kimse mesul değildir.
– Peki, tavandaki ipe bak ve tabureye çık, şimdi ipi boynuna geçir, bu esnada aklına neler geliyor?
– Çok yalnızdım, başaramadım yaşamayı, az sonra kurtulacağım
– Hazırsan tabureyi itebilirsin..
– İtiyorum
– Evet, çırpınışını görüyorsun, nefesin tükeniyor. Hayati faaliyetlerin duruyor..
Sonra ilk nasıl haber alınıyor senden, kimler geliyor?
– Kimse sormazdı herhalde 3 gün sonra kokudan girerlerdi içeri… Polisi, savcısı, kimlik tespiti, aileme bildirirlerdi.
– Evet, şimdi ipten indirildin, ambulansa bindirildin… Adli tıpta otopsin yapılıyor. Ve artık morgdasın… Ailen seni teşhise geliyor… İlk duyduklarında neler olmuştur sizin evde?
– Annem çıldırırdı herhalde, babam ve kardeşim şokta olurlardı…
– Şimdi senin son halini görecekler.. Onlar neler hissediyorlar…
– Kendilerini suçluyorlar, ne yaptık, neden tam değer veremedik, neden yanında olmadık onun diye ağlıyorlar. Ama bana samimi gelmiyor ağlamaları… İş işten geçtikten sonra bunları söylemenin anlamı yok. Ama kardeşim, kardeşim cidden çok yıkılır. O duygularında çok samimidir..
– Evet, hayatı boyunca abisinin intiharını unutamayacak ve çok üzülecek o.
Evet bazen bir kardeşin gözyaşı, bazen annenin derin hüznü, bazen babanın pişmanlığı kişiyi yeniden hayatta tutar. Hayali bile hayatta tutuyorsa gerçeği ne kadar değerlidir!
Böyle böyle mezara gömülene kadar devam ettiririm safhaları…
Bir sonraki seansta;
– Nasılsın bu hafta?
– Hocam çok tırsıttın beni valla, artık intihar etmem..
– Seni sağlıklı ve tek parça görmek çok sevindirici… Acıların yoğun, bunu biliyorum ancak hayatta kalarak bunların üstesinden gelebileceksin.
Bu şekilde zihin tamamlanmamış işi tamamlar ve o dosyayı çoğunlukla kapatır…
Aslında nedir mesele biliyor musunuz?
Kişi intihar etmek istemez, başkalarından kendi yokluğuyla intikam almak ister,
Kişi ölmek istemez, öldüğünde bari ne kadar ve kimler tarafından sevilebileceğini görmek ister… Kimler gerçekten arkasından gözyaşı döküyordur, bunu görmek ister… Bunun geri dönüşü ve şakası yoktur da basiret bağlanır bir şekilde.
Sevdiklerimizin kıymetini onları kaybetmeden anlayalım, hiç aramadığımız arkadaşlarımızı arayıp soralım şu alabildiğine yalnızlık pompalanan dünyada…
Sosyal medya iyidir güzeldir ama yüz yüze muhabbetin çeyreğini vermediği için akşam çayına, beraber yemek yapmaya gidelim… Anlatalım içimizdekileri…
Ne güzel diyordu Ayna bir parçasında;
Hayatta paylaşmaya değer,
Bildiğin bir sır varsa eğer,
Haykırıp dağlara taşlara,
Anlatmalıymış meğer…

Mehmet Akif Aydın
Uzm.Psikolojik Danışman

I dissertation explained that when you learn in my biology class you will not only know biology but you will know how to learn every other subject in which you are enrolled.